« Önceki |

5/10/2009

şeffaftır yüreğim.gözlerime baksan görebilirsin.incedir bu sebebten;tez kırılır.
buğulu gözlerimde yağmur yüklü bulutlar yıkar,coğrafyamın yüzünü.
dokunma yanarsın,uzaklaşma donarsın!
bir aşk mesafesinde dur!
gözlerinle dokun gözlerime.sözlerinle okşa ruhumu.nefesin dokunsun tenime,dolaşsın damarlarımda akan sıcak kan gibi.
sonra geçiver aşk mesafesinden ve yaklaş bana;ölüm kadar...
öyle yaklaş ki,ölüm kadar yakın ol bana.ölüm kadar gerçek ve bir o kadar yakın ol bana ..

5/10/2009

dem..

şimdi gel,
elini daldırıp
al yerinden yüreğimi
desem.
al ve koy
yüreğinin yamacına
desem.
biliyorum.
ne elin uzanır
göğsüme
ne yüreğim yakışır
yüreğine.
iyisi mi
çek vur beni!
sen olmadın
olamadın
olamazdın madem.
düştüğüm kara toprak yar olsun bana.

5/10/2009

artakalan..

tene dokunur gibi dokunmalı
ruhun ince tellerine.
ölüme uzanır gibi çekingen
uzanmalı yarin ellerine.
gözlerini kapatıp uzandığın an
dudaklarına
dünya ve ne varsa aidiyeti olan
uçup gitmeli
aklının kıvrımlarından.
bir sen kalmalısın
bir de ben.
iki ten bir yürek olmalı
ikimizden
artakalan.

4/10/2009

yalnızlık

yalnız yürüdüğüm yollar,
yakıcı yazlar,üşüten kışlar,
arada kaynayan ilk ve son baharlar,
arasında sıkışıp kaldığım bu dört duvar,
uykusuzluktan bitap bu yatak
ve geçip giden
tükenip yenilenemeyen bu ömür tanıktır;
yalnızlığımın hüznüne.

ey neşeli dünya saati!
ne zaman vuracaksın
bu hüzünlü yalnızlığı!...

17/9/2009

adın..

bir hançer gibi sapladı yüreğine
umuda açtığı ellerini.
öpüp alnına götürdü ve astı duvarlarına
konuşmaktan yana olan dilini..
sustu...
susturamasa da yüreğini...
...
sustu...
hakim olamasa da ellerine..
...
yüreğimde saklı
suskunluğumla yek vücud
                                                adın...
...

17/9/2009

arz-ı hal...

ne uyku ne bir iştah...eriyor bedenim...içim geçiyor.

kim ne bilsin içimden ne geçiyor? tutsam tutulmaz,yutsam yutulmaz,konuşulmaz-susulmaz...iyi'lerden iyiyim,kötü'lerden kötü..sustuğum hal,konuştuğum dil,arasında bir ben kalmışım;benden öte..

suya kanmak için inmişken nehre,ramazan'a denk düşmüşüm;içimdeki kavrulup çatlayan toprakların sırrı bu. dudaklarıma düşen ateş,yüreğimin mirası.

ey tüm zamanlarda,bütün oyunların kareası! beni lime lime edip karekökümü bulmak istercesine yaptığın bu işkence neden?

5/6/2008

duygusal kırılmanın zirvesindeyim!

yıllardır ülkemizde açık bir dille ifade edilemeyen laiklikliğin tanımı nihayet ortaya konuldu sevgili günlüğüm..bu açıdan sevindirici bir haber bile sayılabilir ülkem için vahim olan bu haber.sevindirici çünkü artık düşman açık bir şekilde hedef tahtasına konulmuştur..vahim,çünkü anayasa mahkemesinin aldığı bu karar halkın büyük bir çoğunluğu duygusal anlamda kırıcı ve devletten uzaklaştırıcı ve kamplaşmaların hızını artıracak bir sonuca yol açacak..başörtüsünü laikliğe aykırı bulanlar islam ile laikliği en keskin virajda karşı karşıya getirmeyi başarmışlardır.

şahsen duygusal kırılmaların en şiddetlisini yaşamaktayım.ve mahkemenin bu kararına saygı duymamaktayım (bu bağlamda "verilen karara saygı duyulmalı..malumun ilamı" diyen şahsın da saygı dayatmasını reddediyorum.)...çünkü halkına adalet sağlaması için düşünülen bir yargı sisteminin halkına ahkam kesmesi,seçilmiş bir meclisin ve cumhurbaşkanı tarafından onay almış bir kanunu iptal saymasını sadece akp'ye vurulmuş bir darbe olarak algılacak kadar küçük bir beyne sahip degilim.yarın gazetelerde "akp'ye gözdağı" "kapatma yolunda bir işaret" olarak verilecek başlıkların benim için hiçbir anlamı yoktur/olmayacaktır.halka ve bireysel özgürlüklere yapılan her taciz gibi bu da canımı acıtmakta ve acıyan canım devlete karşı olan vatandaşlık görevlerimden beni soğutmaktadır.

topyekun bir savaşın fitilinin çekildiğini ve artık bu kararla bombanın patladığını görüyorum ..ve bu topyekun savaşta hertürlü silahı kullanmayı mübah sayanlara karşılık verecek silahlar mutlaka vardır ve bunlar kullanılacaktır..tamamen siyasi olan kararlara imzaların atıldığı tüm yargı kararları bu silahların çeşidini artırmış /artıracaktır.ve bu karar sonun başlancına atılmış en ciddi adımdır.


hedef onikiye konulmuş laikliktir."akp'yi vurduk" diye attıkları sevinç çığlıkları bir yana vurulan halktır,islam'dır veya kimilerin anlayacağı dilden toplumsal ve bireysel özgürlüklerdir.demokrasi demeye dilim varmıyor,sosyal devlete hiç,çünkü onların esamesi okunmuyor verilen kararda..

cümleten gazamız mübarek olsun !

20/3/2008

içsel bir mektup...

 merhaba canım..uzun zaman aramak istememe rağmen seninle konuşabilmeyi kaderime yazamadığım için tekrar özür dilerim..
ve konuşabilmemizi kaderimize yazdığın için, büyük bir mahçubiyet içinde teşekkür borç bilip  sana sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum..iyiki varsın hayatımda ve iyiki rabbim yakından tanımayı yazmış kaderime..
 
şimdi neresinden tutup yazayım ki sana içimdekileri..hangi birini yazayım beni sessizliğe gark eden şeylerin..belki de anlatılamaz olduğundan değil,anlatacak kadar küçültemediğimden neresinden tutacağımı bilemiyorum..
ama bildğim ve emin olduğum tek şey,içteki yalnızlıkların dıştaki kalabalıklarla kapatılamadığı gerçeğidir..ki,çok acı şekilde bu gerçeği anlamış bulunmaktayım.
 
yıllar önce,acılarımı yüklenip;bir umut ve biraz nefes almak uğruna  geldiğim bu şehirde de acılarım ve yenilgilerim oldu benim.ve şimdi yeni acılarımı da ekleyip öncekilere bu şehirden geri dönmek;bir umut ve biraz nefes almak uğruna..yenilgilerini dahi bir kenara bırakmadan hayatının tümünü sahiplenen bu adamın kendini hep yolcu olarak hissettiği bu dünyada,acılara da yol olduğunun farkına varması..ne kadar acı biliyor musun? hem acılara yol olup hem de hep bir umudun ve biraz olsun soluk almanın peşinde koşan  beyhude çırpınışlar içinde bir yolcu olmak..
 
ya da yüreğinden hep vermek,hep vermek..ama yüreğinin yanına bir yürek daha koyamamak..allah'a mahsus olan özellikler, acizane bir kul olan bana ağır gelmekte biliyor musun? içimde hissettiğim bu amansız içsel yalnızlık..ve bu göze batan,kulak patlatan dışsal kalabalıklar...biri sustursun artık bu sesleri diyesim geliyor haykırarak..ama biliyorum ki susmayacak bu sesler ruhumu teslim edene dek..teslim ettikten sonra da susmasa düşüncesi beni daha bitap duruma düşürüyor..sanki büyük bir çelişki içindeyim..kendi kendimle savaş halindeyim..ve bu savaşın hep kaybedeniyim.ya kendini yenmekten korkan bir bencilim,ya da kaybetmeyi seçerek bencilliğime meydan okuyorum..hep sencilliğe öykünen yüreğim,sol yanımda büyük bir şakınlık ve çaresizlik içinde,sen bu dünyaya ait değilsin,beni de yorma bu kadar der gibi,sancılanıyor..bazen durdu duracak deyip korkuya kapılsam da,tuhaftır en çok ölmeyi isteyen bu adam birden hayata sarılıyor..sanki biryerlerde eksik bıraktığı bişeyler var da,onları tamamlamak istercesine..hiç alışamadığı dünyada birtek yolculuklara alışan bu adam,artık yoruldu;duran bir yol,hep seyahat eden bir yolcu olmaktan.görsen,yüzündeki çizgilerden,yüreğindeki dindirilemeyen sızılardan anlarsın bu yorgunluğu..
 
dedim ya,nerden tutacağımı bilmiyorum..içimden gelenleri yazdım sadece..ve bu yazı  yüreğimin resmi oldu adeta..eğer bu resimden birşey anladıysan ,yüreğimdeki sızıları ve gözlerimdeki yaşları gördüysen ve biraz olsun ben derdini çözdüm diyorsan,bana da yaz canım.gerçekten çok ihtiyacım var,bu çözümlenmeye..belki de çözülmeye..çünkü bu kadar büyük bir çözümsüzlükle değil yaşamak,son nefesimi bile veremeyecek,versem de; gözü arkada kalan bir yolcu ve aynı zamanda araf'ta bir yol olarak kalırım.
 
bunca vaktini aldığım için hakkını helal eyle..
senin yüzüne karşı içsel yapılan bu konuşmayı okunmaya değer bulduğun için de teşekkür ederim..takılma lütfen gözlerimin dolu olduğuna,insanlar ancak samimi bulduklarının yanında ağlar..ve ağlamak...sanırım en çok şu dakikalara yaraşır ki,mucizelerle gelen o kutlu peygambere hakkıyla ümmet olamadık..kandilin mübarek olsun..
selam ve selam ve dua ve daim tebessüm ile
allah'a ısmarladık..

7/3/2008

yeter artık!

düşmansız savaşlardan geriye kalan,sokak isimleri,birkaç kahramanlık edebiyatı,sahte gözyaşları ve kotarılan birkaç bin oy..ana ocağına düşen ateş,düşmüyor kimsenin ocağına.sofrada hissedilen eksiklik,hissedilmiyor kimsenin yüreğinde.

birkaç günlük fasıldan sonra herkes kendi aleminde devam ediyor hayata..

peki ya evladını veren o aile.her sofraya oturuşta hissedilen ve acı dolu yutkunmalara yol açan o eksiklik.kim ne kadar hissederse hissetsin,ateşin düştüğü yer ile ateşi ocağında bulan arasında herzaman tahayyül edilemeyecek kadar fark vardır..

ve kimse kusura bakmasın,türkiyenin en transeksüeline  yüklenenler gibi midesinden bağlı değilim bu ülkeye.
ve "kimi vatanseverler ",buna "ister askerlikten sogutma" ister "tsk'yı karalama" isterlerse "vatan haini"  desinler.ne deseler desinler hepsini reddetmekle birlikte artık bitsin bu danışıklı dövüş diyorum!
ey,midesiyle düşünüp,midesiyle hissedenler! bırakın artık başka canlar üzerinden menfaat sağlamayı,kandan beslenmeyi bırakın!

ve siz ey,cihad'ı ve şehadeti sözlüklerden çıkaranlar! artık yeter şehit edebiyatı yaptığınız!

yüreğiniz yetiyorsa 'laik' olun ve en çıplak bir gerçekle "öldü" deyin!
gençler,baharlarına doy/a/madan  ölüyor!
gençler,hayata doy/a/madan ölüyorlar!
analar,evlatlarına doyamadan toprak kana doyuyor!
bırakın artık şehitlik edebiyatlarını ve durdurun artık bu kanı!
ben bilmiyorum ama eğer varsa kanın bir "asil" olma durumu, o da damar/lar/da mevcut olsa gerek!

16/9/2007

hoşgeldin ayların en güzeli..

sanki aşık olmuşmuşum gibi. bu sevinci aşık oldugum zamanlarda hissettiğimi hatırlıyorum. ilk gençliğimde ve bir de çocuk olduğum zamanlardan. sanki çocukmuşum gibi.. içimde öyle bir sevinç var. ismini ramazan sevinci koyduğum.. peki neden ramazan sevinci? yalnız başına sadece ama sadece 'sevinç' olamaz mıydı? belki,ama bu kadar büyük bir anlam ifade etmezdi/edemezdi benim için..çünkü bu sevincin içinde bir çok sevinç var,ramazan da vücud bulan..anlamlanan..
ilki,bir sevinç dalgası gibi,içinde bulunduğum depresif durumu benden uzak karalara itti..yüreğimde bir esinti,karabulutlarla kaplı gökyüzümde,parçalı bulutlu bir hava belirdi birden o hafif esintiyle..ve en önemlisi artık beş vakit düzenli olarak konuşuyorum rabbimle. tüm bulutlar terketti  ve güneşli bir gökyüzüm var şimdilerde..rabbim gülümsüyor yüzüme ve yüreğime,o'nun gülümsemesi aks ediyor çevreme..gülümsüyorum şimdi herşeye,tatlı bir ramazan sevinci ile. dur günlüğüm birtanesini de buraya düşüreyim Smiley
ve sana şükrediyorum allah'ım,rahmetinle şereflendirdiğin ramazan-ı şerif'i gönderdin diye imdadıma..'aman'larını duyup "rabbin seni unutmadı" diye resulüne cevap verdiğin gibi aman-larıma cevap verdiğin için sonsuz sayılar adedince teşekkür ediyor ve şükrediyorum sana allah'ım..tuttuğun ellerimi bırakma allah'ım..içine yerleştiğin yüreğimden seni bir anlık dahi olsa çıkarmama fırsat verme ya rabbim..ramazan sevincini yüreğimde ve yüreklerimizde daim eyle allah'ım..
hoşsun ey ramazan
hoşgeldin...
hep gel ve hiç gitme bizlerden..